topbella

1 Ocak 2011 Cumartesi

Kalbin durdu hayatım durdu..

Son kez gözlerini açabilmeni,bana bakıp gülümseyebilmeni o kadar çok isterdim ki.Çok şey yaşadın,çok yük taşıdın ama hiç sesin çıkmadı bugüne dek.Dünyanın en iyi insanıydın,iyiliklerle dolu.Sana haketmediğin şeyleri yaşattılar.Kapını açmadılar,arayıp sormadılar,hatırlamadılar.Biliyorum en çok ona üzüldün sen.Çok şey istemedin,bir merhaba bir nasılsın yeterliydi oysa ki.Anlamadılar seni.
Yapacak çok şeyimiz vardı.Beni seven kişi gelip senden isteyecekti,senin onayın olmazsa olmayacaktı öyle isterdin.At çiftliğimiz olacaktı kocaman.İkimizde hem çiftliği hem atları çok severdik.Daha çok satranç oyunlarımız olacaktı,ben seni hiçbir zaman yenemeyecek olsam da hep uğraşacaktım,daha çok turnuvaya katılacaktım,sen beni hazırlayacaktın.Satranç oynamaktan sıkılırsak tavla,dama ya da iskambil oyunlarına geçiş yapacaktık.Biraz bulmaca çözecektik ama sen 5 dk da dolduracaktın,ben sana yetişemeyecektim.Yememen gereken yiyecekleri senden sakladıklarında ben gizliden arada sana yedirecektim.Ve daha bir çok şey..
Kalbin durdu hayatım durdu,çalıştırdılar ama hayata dönemedin,hayatım devam edemedi..Duruyorsun öylece o yatakta makinalar ile..Farkında değilsin.Dede dedim..dede..ama duymadın.Duyamazsın..Doktor "Pek umutlu değiliz" dediğinde yıkıldım ama içime akıttım gözyaşlarımı dışarıda beni bekleyenleri de yıkmamak için.Artık herşey mucize.Dualarımız seninle.Seni çok seviyorum dedecim..Sana veda etmek istemiyorum...

14 Aralık 2010 Salı

Bazen gitmek gerekir..





Bazen bir şehri,bir ülkeyi arkanda bırakıp gitmek gerekir.Evet mutlusundur,iyi kötü bir çok şey yaşamışsındır ve arkanı dönüp gitmek zor gelir.Fakat geride bırakman gereken şeyler varsa ve gitmek sana fayda sağlayacaksa mutlu olursun.Eğer gitme fikri sana hüzünden çok mutluluk veriyorsa hazırsın demektir.Birşeyleri değiştirmenin zamanı gelmiş demektir.Hayır kaçmak değil bu.Amaçsızca savrulsaydın oradan oraya kaçmak olurdu ama bir amacın var hem de iyi bir amaç..
Evet zora gelemiyorum ben.Ya da sevmiyorum birşeylere ya da birilerine bağımlı olmayı ailem dışında.Bağlanırım ama bağımlı olamam.Özgürlüğüm hep ilk sırayı alır.Kısıtlanmaya gelemez ruhum..Ve işin içine duygusallık girdiğinde ben yokum.Çünkü hayat bana böyle olmayı öğretti.Duygusal düşünmem gerektiği zamanlarda bile mantığımla hareket etmeyi.Kalbinin sesi her zaman doğru yere yöneltmiyor.Evet bazen mutlu oluyorsun hem de çok ama bazen bazı mutlulukların sonrası acı,hüsran.Halbuki mantığın ile yanlış olduğunu düşündüğün şeylerde kalbini dinlemeyip geri çekildiğinde üzüntün hem daha az hem de daha kısa sürüyor.Bu böyle..Hiç mi duygu olmayacak diyorsanız,olacak elbette..Ama gerekli zamanda,gerektiği kadarıyla..Mantığımı dinlediğimden beri kazananın ben olduğunu farkettim..
Şimdi ben yine mantığımı dinliyorum.Geride bırakmam gereken herkesi ve herşeyi bir kenara koyup gidiyorum..Hemen değil,alıştıra alıştıra.daha vakit var,doğru zamanı bekliyorum.Mutluyum,güzel amaçlarım var..Dönüş olur mu olmaz mı bilinmez.Herşeyin hayırlısı..

28 Kasım 2010 Pazar

Daha cesurum artık



Daha cesurum artık. Keşke dememek için çabalıyorum.İçimde büyütmüyorum hiçbir şeyi.Çok umursamıyorum ve çok anlam yüklemiyorum hiçbir şeye. Giderken benle başlayan cümleleri dinlemiyorum bile.Sadece tek bir cümle söylüyorum “HER ŞEYİN HAYIRLISI''.

27 Kasım 2010 Cumartesi

Seçimler

Hayatımız seçimlerden ibaret..Sürekli bir şeylerin kararını vermek durumunda kalıyoruz.Bazen karar vermek kolay oluyor,net olarak neyin doğru olabildiğini biliyoruz bazen de bu kararlar bizi zorluyor.Neyi seçersek,seçemediğimizi düşünüyoruz bir yandan.Özellikle de seçtiğimiz kararın sonucu kötü olursa pişmanlıkla keşke diğer şekilde davransaydım ya da yapsaydım etseydim diyoruz.Ama belki o yolu seçtiğimizde de başarılı olamayacaktık bunu bilmiyoruz.Bu nedenle ne yaşarsak yaşayalım pişmanlıkları bir kenara bırakalım.Zaman hızla akıp geçiyor,önümüze bakalım.
İnsan en iyi hatalarla tecrübe eder hayatı..Başarılarla da mutlu olur,daha çok başarmak için çabalar.Hayat bu,herşeyin bir amacı var,olan herşey olması gerektiği için oluyor.Yeterki sonucun kötü olacağını bile bile kendine yenik düşerek hataya yürümeyelim..Ve tabii ders alalım hatalardan tekrarlamamak üzere.

Emel Sever.

26 Kasım 2010 Cuma

Kendini yönet,gücünü Keşfet !

Hatırlıyorum. Küçükken, amcamın üçte biri olduğu, ‘Modern Folk Üçlüsü’nün, ‘trik trak trik trak/Olur mu hiç çalışmamak?’ şarkısı çalardı evde.

Çalışmanın, böyle saat gibi tıkır tıkır işleyen, mutluluk veren bişey olduğunu hissettiren bir şarkıydı. Bu şarkıda, erken kalkıp, işe koyulunur, nakaratta büyük bir neşeyle çalışmanın ritmine kaptırırdı insan kendini. Tabi ki olmazdı hiç çalışmamak. Trik trak’lamamak. Elbet yaşım gelince, ben de kendimi kurucak ve hayatın içine bırakıcaktım.

Peter F. Drucker’ın, ‘Managing Oneself’ (Kendini Yönetmek) adlı küçük kitabını bulduğumda, aklıma bu şarkı geldi. Kendimi, özellikle de zamanımı iyi yönetemiyorum. Günün başlamasıyla bitmesinin bir olduğu, boş sayfalı günler çok. Bir işe yaramayınca, kendini lüzumsuz hisseden biri olarak, sürekli kendime bir iş uydurmam gerek. Çünkü bir patronum, bir şeyler yetiştirmem gereken deadline(son tarih)larım yok. Ha, olsun ister miydim? Bazen evet. ışim, yalnızlıkta trik trak çalışmaya başlıyor. Ama gönlüm insanlarla oyalanmaktan, gülüp oynamaktan yana. Sahnede karşında binlerce insan olsa bile, bir spot bir sen. şikayetim yok. Hayalimi yaşıyorum. Teşekkür de ediyorum. Peki, yapabileceklerimin kıyısında mıyım? Hayır. Potansiyelini, rezervlerini iyi kullanmayan bir ülke gibi hissediyorum bazen. Tembel yani. Drucker’ın bazı tavsiyeleri var.

Bir kere, bir insanın ilk önce kendisine sorması gereken soru şuymuş: Gücüm nerde? Hemen biliyoruz zaten demeyin, çoğu insan bilmiyormuş. Yanlış biliyormuş. ınsan, kendini değerlendirme, tıpkı bir kediyi boynundan havaya kaldırır gibi, gücünden tutup kaldırma konusunda zayıfmış. Gözlemlerin ve itirafların gerçekle örtüşmesi gerek. Peki bunu nasıl anlarız? ‘Geri bildirim yöntemi’yle. şöyle ki: Bir şey yapın. Sonra, o yaptığınızla ilgili bir beklentiniz olsun. Bunu bir kenara yazın. Ve dokuz ay, bir sene sonra bakın bakalım o beklediğiniz olmuş mu? ‘Sandığınız’dan bir şey çıkmış mı?... Drucker, bunu onbeş yirmi yıldır uyguluyormuş. Ve her seferinde şaşırıyormuş! Bu test bizi, hiç sapmayı düşünmediğimiz ama en güçlü olduğumuz yola yönlendirmede bir fener olabilir. Beklentinin altındaysan, o yola sapmazsın, beklentinle buluştuysan dümdüz gidersin.

ıkinci önemli soru da: hangi şartlar altında performans gösteriyorum? Benim için en önemli soru bu mesela. Çoğu başarılı insan, nasıl başardığını bilmez ve anlatamazmış. Onlar bir şeyi (muhtemelen en güçlü oldukları şeyi), kendilerine en uygun şekilde performe ediyorlar aslında. Dinleyici miyim, okuyucu mu? Yazarak mı öğreniyorum, duyarak mı, konuşarak mı? (Evet bazıları kendilerini dinleyerek öğrenirmiş. Ben?) Öğrenmenin bir düzine yolu varmış. Halbuki okul herkese, dinleyerek ve okuyarak öğrenmeyi dayatıyor. Belki de okulda başarısız hayatta başarılı çoğu insan, başka türlü öğrenen türden. Bazılarımız yalnız, bazılarımız kalabalıklar içinde çalışmaya başlıyor. Bazıları ikinci adam, bazıları birinci adam olarak iyi. Bazıları tavsiye veriyor ama karar veremiyor. Mesela bu yüzden, çoğu ikinci adam birinci adam olduğunda başarısız oluyormuş. Çünkü tepedeki, karar verebilen. Karar vermek risk almayı içeriyor. Ve karar verenler genellikle, tavsiye verenleri ikinci adam yapıyor. Onlar başa gelince, karar veremeyebiliyor.

Bu hafta bir bakalım: neye yarıyoruz, nasıl yapıyoruz da trik traklıyoruz?
Unutmayın, hepimiz biricik ve biricik hepimiz için.


Yazan : Nil Karaibrahimgil

21 Kasım 2010 Pazar

Günlük

Evet uzun bayram sonrası yarın işe güce derse dönme vakti.Güzel bir bayram geçirdim.Yurtdışındaydım ama tatil niyetine değil yine eş dost akraba ile bir bayram geçirme dolayısıyla oradaydım.Yine de işten vs den günlük rutin İstanbul hayatından kurtulunca dinlence sayılıyor.Bedenen ve ruhen yenilenmiş hissediyorsun da ben sanırım biraz paslanmış hissettim :))
Yani bu yoğunluk,sinir stres beni hergün yıpratsa da söylenip dursam da bazen, yok bana göre değil işi gücü bırakıp amaçsız kalmak,boşluğa düşüyorum.Uğraşmalıyım,bişeyler yetiştirme çabasında olmalıyım,bir gün içine bir çok şey sığdırmalıyım ve akşam olduğunda kendimle gurur duymalıyım.
Şimdi birde twitter çılgınlığına katıldım,bloga uğradığım yok umarım oraya uğrarım :P hımm farklı olarak masa tenisiyle uğraşmaya başladım.Hemen hemen hergün oynuyoruz.Sporu seviyorum ama vakit lazım ve o vakti artık yaratacağım.Birde artık ders koşuşturması başlayacak.Genelde sınavlarımın olduğu zaman işimin en yoğun zamanlarına denk geliyor,ders çalışmayı son güne bırakmamak lazım.Her zaman planlı programlı gideceğim diye söz verdiğim ama hiç plana uymadığım şu hayatıma bu sefer gerçekten sıkı sıkıya uyacağım bir plan program yapmam gerekecek.
Görüşürüzz

Ağlamayı Sevmemm




ağlamayı sevmem ben

kendimi pek üzmem

şarkılarla mutluluğu yaşarım ben

dünya bana küs olsa

kimse benle konuşmasa

bir seven çıkar en sonunda

geçmiş için hayıflanmadım

gelecek için kaygılanmadım

rakı masasında melankoli yazmadım

ağlamayı sevmem ben

kendimi pek üzmem

şarkılarla mutluluğu yaşarım ben

hergün yeni bir dert istemem istemem,

hiç istemem ne olursa olsun bir dert istemem

istemem, istemem, yeni bir dert istemem

Yavuz Çetin-Ağlamayı Sevmem




Bugün bu şarkıyı dinleyince sözlerini paylaşmak istedim.Herkes sözlerdeki gibi olsun ister ama herkes başaramaz dertleri başından savmayı ya da yok saymayı.Bence oluruna bırakmalı.Ağlanacak zamanda ağlamalı gülecek zamanda gülmeli insan.Sürekli sıkıntılı olmak bünyeye zarar ama polyannacılık oynamak da büyük patlamalara sebep oluyor bence.Herşeyi içinden geldiği gibi yaşamak en güzeliii :)

Sayfalar

About Me

Fotoğrafım
mor düşler
Mor renge bayılan,tasarımcı,insancıl,tipik kova burcu..
Profilimin tamamını görüntüle
 
mor düşler© Diseñado por: Compartidisimo